Önce Çanakkale Ezine Geyikli ÇPL ve Geyikli İlköğretim Okulu...Eğitim yolculuğum böyle başladı.Gerçi daha önce bir çok çocukla gönüllü olarak uğraştım -baba mesleği imam-hatiplik olunca :) -.Bu da (en azından bana göre) formasyonumun daha iyi olmasını sağladı.Ezine'yi sevmiştim.Her ne kadar Çpl öğrencileriyle uğraşmak zor olsa da...Fakat sıkıntı çıkan sınıflar da öyle pek fazla değildi:son sınıflar;mezun olacak olmanın verdiği havayla hareket ediyorlar.Her ne ise,Ezine maceramız uzun sürmedi.Aniden ara dönemle birlikte oradan ayrıldık.Peşimden ağlayan beşinci sınıf öğrencilerimi unutamam herhalde...:( İkinci kademedeki öğrencilerim ise tam internet müptelasıydı.Bazılarıyla hala görüşüyorum.
Sonra...
Şubat 22...Ver elini Ardahan.Gelir gelmez Ardahan'ı kurtardım.Ki,Eylül'de de Ezine'yi kurtarmıştım.Bakalım daha nereleri kurtaracağız?:)(Şubat,23,Ardahan'ın kurtuluşu):D
Ardahan'a akşam saatlerinde indim.İner inmez soğuk,botlarımın dikiş kısımlarından ayaklarımı yalayarak 'merhabaa' dedi.Ben de titrek bir merhaba çaktım.Oysa ki çok üşüyordum.Gurbet soğuğu olsa gerek,dedim kendi kendime.İşlerimi halledip ver elini yibo dediğimde camlarda öğrenciler karşıladı beni ve ilk tahminleri duydum:"Tamam elinde bavullar var,kesin yeni din dersi öğretmenimiz."Bu yorumu yapan öğrenciler şimdi mezun oldular.Ezine'deki öğrenci profilinden tamamen farklıydı buradaki öğrencilerin profili...Ama kısa zamanda burayı da sevdim.Şimdi anlıyorum sitemizin konuk defterine "yibolarda samimiyet bir başka olur.özlüyorum." diyen eski öğretmenleri...Evet,şimdiden eminim ben de ayrıldığımda kesinlikle özleyeceğim burayı.Mustafa hocamın buradaki vazifesini uzun süredir devam ettirmesinin en önemli nedeni de bu olsa gerek.
Bilmiyorum,şarkıdaki gibi herhalde şöyle demeliyim:"Ne olacak halim?"
10 Kasım 2006
5 Mayıs 2007 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
selam,
gurbet diyarda mahzun, hizmeti ifa uğruna sabrı gıda eylemesi zorunlu muhterem...
hayatla yaşanılan yüzleşmede, kendini, bastığı zemini, soluduğu havayı anlamayan insanlar kalabalığının telaşlı akıntısı içinde bunalmış, bir durabilmek, durup da kendine bakabilmek imkanından yoksun olan bizlerle mukayese ettikçe senin halin belki Allah'ın bir lütfu olarak gözükecektir. durabilmek... durgun ama ataletle değil dinginlikle, olgun ama yorulmuşlukla değil basiretle ... ve düşünebilmek; kendini, hayatı, yegane amacı... her şeyin oyalanmanın bir parçası olduğunu görebilmek, kendi nazarından... tüm bunlar büyük bir nimet olurdu. rabbim bizlere nasip eylesin...
sen istanbulu özlersin... istanbullu dinginliği... telaşlar yumağında boğulmak istemeyen zihinlerimiz, sukuneti....
selametle
sakallı
Yorum Gönder