Sağ elimin baş parmağı ve işaret parmağı beyaz lekeler içinde...
Neden mi?
Tebeşir dostum,tebeşir...
Evet,ben öğretmenim.
Tebeşir sırdaşımdır benim.
Onunla simsiyah tahtaya bembeyaz şeyler yazarım,kimi zaman çizerim.Yazdıklarımı konuşturur,çizdiklerimi oynatırım.
Evet,ben öğretmenim.
...
Canım mı sıkkın?
Canlarımın gözlerine bakarım,tenimden geçer canım,ben 'ben'i bulurum.
Neşem yerinde mi?
Şakalaşırım,beraber güleriz.Sınıfta samimiyetle karışık hoş bir hava eser.
...
Pazartesi...
Binbir heyecan,binbir telaş...
Evet,geldiler,canlarım yine geldi...
Farklı yüzler,farklı çehreler;ama hepsi benim öğrencim...
Salı,Çarşamba deyince 'Eyvah,hafta bitiyor!'
Perşembe...
Bir veda busesi...
Cuma...
İşte çabucak geçip gitti...
Onlar...Evet,canlarım da gitti...Ne yaparım iki gün boyunca sizsiz?
...
Masum yavrularım benim;
'Susmanızı değil;derse katılıp konuşmanızı severim' deyince tereddütünü yenen parmaklar nasıl da teker teker havalanıyor.
Sonra,bazen kırık dökük de olsa ağızlardan dökülen sözcükler kıvanç sebebim oluyor benim.
Neden mi?
Evet,dostum,ben öğretmenim.
...
Dersten çıkıyorum,cılız ama düzgün bir ses:
"Öğretmenim!Bir dahaki derse gelecek misiniz?"Maksadı benimle bir iki kelime konuşmak besbelli.
Şakalaşıyorum:"Geleyim mi?"
"Evet!"(Kurban olayım 'evet'inize,tabii ki geleceğim.)
...
Biraz gürültü yaptılar bugün derste.
Dersi bıraktım ve konuştum canlarımla:
"Ben konuşurken konuşmanızdan hoşlanmıyorum;bu beni yoruyor"
Hemen de nasıl sustular...
Öğrencilerim benim,siz emanetsiniz bana ve ne kadar temizsiniz.
...
Yürüyorum;zihnimi açıyorum,bir ses:
"Günaydın öğretmenim!"
"Günaydın canım!"
Yanımda yürüyorlar.Soruyorum:
"Kahvaltınızda ne vardı?"
İçlerinden daha aktif olanı cevaplıyor:
"Zeytin,peynir ve çay!"
"Doydunuz mu peki?"
Gözlerini dikerek:
"Evet öğretmenim!" diyor.
...
"Çocuğum",diyorum,"o taşa oturma!Bak,hava soğuk;hasta olacaksın"
"Tamam hocam" diyor.
(Aman,dikkat edin kendinize.Üzmeyin beni.)
Niye mi bu kadar düşünüyorum?
Evet,dostum,ben öğretmenim.
öğretmen©e,2006
16 Aralık 2007 Pazar
Evet,ben öğretmenim!
15 Aralık 2007 Cumartesi
Gülümse artık ya da Gülümse(me)!
Dudakların tatlı bir kıvrımla yeni bir şekle girmesinin adıdır tebessüm...
Gözbebeklerinde sevimli pırıltıların oynaşmasının adıdır tebessüm...
Bazen dudakların bitişinde;yanak çukurlarında gamzelerin oluşmasının adıdır tebessüm...
'En güzel gülümseyen insan kimdir?' sorusunun cevabı bizlerce Güllerin Efendisi (asm)'dir.Onun meşhur gülümsemesini tarif etmeye gerek yok herhalde.Zaten amacımız da bu değil.Nasıl gülümsemeniz gerektiğini anlatmaya çalışacak da değilim.Fakat dostlarım,gülümsemekten bahsediyorum.Çoğumuzun bildiği fakat bir türlü beceremediği bir eylem.Halbuki o kadar kolay,o kadar güzel ki.Ne yapacaksınız biliyor musunuz?Karşınızdaki en sevimsiz bir insan dahi olsa konuşmasındaki şirinliğe,ilginç mimiklerine,gözlerindeki ışıltıya gülümseyin.Bunu yaptığınızda mutlu olduğunuzu yakinen hissedeceksiniz.Hem bu mutluluk sizinle de sınırlı kalmayacak.Evet,karşınıza bakın.Herkesin gözleri gözlerinizde.Size bakmak ve sizinle konuşmak için can atıyorlar.Neden mi?Çok güleçsiniz,çok sevimlisiniz,çok şirinsiniz ve gülümseyince çok güzelsiniz/yakışıklısınız.
Tüm bunları hepimiz elde edebiliriz.Ancak mühim olan,tebessümü her zaman muhafaza edebilmek.Bir insanla karşılaştığınızda yahut bir topluluğun karşısına çıktığınızda gülümsemeniz 'yüz güzelliğiniz' için kafi değil.
Aynadaki size de gülümseyin.
Masadak kitaplarınıza da gülümseyin.
Sofradaki dilimlenmiş ekmeğe,
sokakta miyavlayan kediye,
bindiğiniz vapurun etrafında elinizdeki simit için daireler çizen martıya,
son olarak da
okuduğunuz bu yazıya gülümseyin,
lütfen...
18.08.2007/öğretmen©e/Manisa
